Drakula İstanbul’da – 1953

Drakula İstanbul'da 1953
Drakula İstanbul’da 1953

Drakula İstanbul’da Türk Sinemasında çok az örneğe sahip korku filmlerinin en başarılısı olarak nitelendiriliyor. Aslında filmin başarısını sadece en iyi Türk korku filmi olarak değil, en iyi Türk filmlerinden biri olarak tanımlayarak nitelendirmek daha doğru olacaktır.Değeri çok geç anlaşılmış bu eser, ABD’de düzenlenen bir korku filmleri festivalinde ayakta alkışlanmış, Bela Lugosi’nin oyunculuğuyla üne kavuşmuş orijinal hikayesini birebir kopyalamadan, özgün bir yorumla sunduğu için muadili olan filmler arasında ayrıcalıklı bir yere konmuştur.

Usta oyunculuğuyla göz kamaştıran Atıf Kaptan’ın canlandırdığı Drakula, sinemada uzun köpek dişleri gözüken ilk vampirdir. Eski İstanbul görüntülerinin zenginlik kattığı fonuyla ve Özen Sermet’in nefis görüntüleri ile zenginleşen film, türün meraklıları için kesinlikle koleksiyonluk bir eser.

Okumaya devam et Drakula İstanbul’da – 1953

Reklamlar

Umut

Umut (1970)

Yönetmen:Yılmaz Güney
Yapımcı:Yılmaz Güney,Cevat Alkan
Senarist:Yılmaz Güney,Şerif Gören
Oyuncular:Yılmaz Güney,Tuncel Kurtiz,Osman Alyanak,Enver Dönmez,Gülşen Alnıaçık,Kürşat Alnıaçık,Lütfü Engin,
Müzik:Arif Erkin
Stüdyo: Güney Film
Dağıtıcı:TurkishFilmChannel
Cinsi:Sinema filmi
Türü:Dram
Renk:Siyah-beyaz
Yapım yılı: 1970, Türkiye
Süre:100 dakika
Dil:Türkçe

Umut, senaristliğini, yönetmenliğini, yapımcılığını ve başrol oyunculuğunu Yılmaz Güney’in yaptığı filmdir. Filmin oyuncu kadrosunda ayrıca Tuncel Kurtiz, Osman Alyanak ve Enver Dönmez yer almaktadır. Filmde, atının araba çarpması sonucu ölmesi ve geçimini bu ata bağlamış olan meçhul bir definenin peşinden koşan faytoncunun öyküsü anlatılmaktadır. Sansür Kurulu, filmde yer alan faytoncunun giyimi ve kuşamının, fakirliğin bir sembolü olarak ele alınmasını, zengin otomobil sahibi hakkında takibat yapılamayacağı kanaati verilmesini, faytoncunun iş ararken zengin-fakir ayrımı yapılmasını, Cabbar’ın (Yılmaz Güney) Amerikalı zenciyi soymasını, sabah namazının güneş doğarken kılınmasını sakıncalı bularak, filmi yasakladı.

Yılmaz Güney’in Umut adlı filmi, Türk sinemasında bir dönüm noktası olarak kabul edilir. Sonraki yıllarda, özellikle Yılmaz Güney tarafından peş peşe çevrilecek siyasal filmlerin öncüsüdür. Kullanılan sinema tekniğiyle ve diliyle de hem Yılmaz Güney’in önceki filmlerinden ayrılır, hem de sonrasında başka yönetmenleri etkiler.

Filmin Kazandığı Ödüller

En İyi Film, 2. Adana Altın Koza Film Festivali, 1970
En İyi Yönetmen, 2. Adana Altın Koza Film Festivali, 1970
En İyi Senaryo, 2. Adana Altın Koza Film Festivali, 1970
En İyi Erkek Oyuncu, 2. Adana Altın Koza Film Festivali, 1970
En İyi Müzik (Arif Erkin), 2. Adana Altın Koza film Festivali, 1970
En İyi Fotoğraf (Kaya Ererez), 2. Adana Altın Koza Film Festivali, 1970
En İyi Erkek Oyuncu, Antalya Altın Portakal Film Festivali
Grenoble Film Festivali, Seçici Kurul Özel Ödülü
Yüzyılın En İyi Türk Filmi, 47. SİYAD Türk Sineması Ödülleri, 2015
https://tr.wikipedia.org/wiki/Umut_(film,_1970)
http://www.imdb.com/title/tt0066500

Kuyu

Kuyu

Yönetmen: Metin Erksan
Senaryo: Metin Erksan
Yapımcı: Necip Sarıcıoğlu
Müzik: Abdullah Nail Bayşu, Orhan Gencebay
Görüntü Yönetmeni: Ali Uğur, Mengü Yeğin
Tür: Dram
Özellikler: Siyah Beyaz

Oynayanlar: Hayati Hamzaoğlu, Nil Göncü, Demir Karahan, Aliye Rona, Osman Alyanak, T. Fikret Uçak, Ahmet Turgutlu, Reşit Çildam, Mustafa Dağhan, Sabahat Işık, Ahmet Acar

Konusu: Gerçekten yaşanmış bir gazete haberinden.
Erksan filme Kuran’dan bir ayetle girer: “Kadınlara iyilikle davranın. Filmin mesajıdır bu. Çünkü konu yaban bir adamın bir kadın üzerinde uyguladığı şiddeti sergilemektedir. Köylü Osman (Hayati Hamzaoğlu), aynı köyden, deliler gibi tutkun olduğu Fatma’yı (Nil Göncü) dağa kaldırır. Fatma teslim olmaz. Çünkü bu kara sevda tek yanlıdır. Hapisten çıkan Osman bir kez inat etmiş kafasına takmıştır. Bir kez daha kaçırır ve üçüncüsünde Fatma’yı bir ağaca bağlayarak zorla tecavüz eder. Ama Fatma’nın intikamı acıdır. Osman’ı su almak için kuyuya indiğinde üzerine kaya ve taş parçalarını yağdırarak öldürür.Sonra da kendini asar. (Agah Özgüç’ün 100 Filmde Türk Sineması kitabından)